Sözcükte Anlam
Sözcükte anlam, KPSS Türkçe testinin hem kendi başına soru getiren hem de paragraf sorularının çözümünde sürekli işe yarayan bir konusudur. Bir kelimenin cümle içinde hangi anlamda kullanıldığını doğru tespit edebilmek, çoktan seçmeli sınavlarda büyük bir avantaj sağlar. Bu yazıda gerçek anlamdan deyim-atasözü farkına kadar sözcük anlamıyla ilgili bütün temel başlıkları örneklerle ele alıyoruz.
Gerçek (Temel) Anlam
Bir kelimenin gerçek anlamı, o kelime söylendiğinde zihinde ilk canlanan, sözlükte genellikle ilk sırada yer alan, nesneyi ya da kavramı doğrudan karşılayan anlamdır. "Bahçedeki gül sabah açmış." cümlesinde "gül" kelimesi gerçek anlamıyla, yani bilinen çiçek türü olarak kullanılmıştır. Gerçek anlam, kelimenin başka bir kelimeye benzetilmeden, dolaylama yapılmadan kullanıldığı en yalın hâlidir.
Gerçek anlamı doğru tespit edebilmek için kelimeyi cümle bağlamından bağımsız, "bu kelime söylendiğinde akla ilk ne gelir" sorusuyla değerlendirmek gerekir. Bu başlık tek başına zor değildir; asıl zorluk, ilerleyen bölümlerde göreceğimiz mecaz anlamla karıştırılmamasıdır.
Mecaz Anlam
Mecaz anlam, bir kelimenin gerçek anlamından kısmen ya da tamamen uzaklaşarak, çoğunlukla benzetme yoluyla kazandığı yeni anlamdır. "Onun bu sözlerine yüreği taş kesildi." cümlesinde "taş" kelimesi artık sert bir mineral anlamında değil, "duygusuz, katı, hissiz" anlamında kullanılmıştır. Mecaz anlamda kullanılan kelimenin yerine gerçek anlamı koyduğumuzda cümle anlamsızlaşır veya tuhaflaşır; bu, mecaz anlamı ayırt etmenin pratik bir yoludur.
Mecaz anlam sık sık duygu, durum ya da soyut bir kavramı somut bir nesne ya da eylem üzerinden anlatmak için kullanılır: "Bu haber onu derinden yaraladı." cümlesinde "yaralamak" fiili gerçek anlamda bir bedensel yara açmayı değil, üzüntü vermeyi ifade eder. KPSS'de mecaz anlam soruları genellikle aynı kelimenin farklı cümlelerdeki kullanımlarını karşılaştırmayı gerektirir.
Aşağıdaki cümlelerin hangisinde altı çizili "taş" kelimesi mecaz anlamda kullanılmıştır?
A) Masanın üzerindeki taşı aldı. B) Onun bu sözlerine yüreği taş kesildi. C) Bahçedeki taş duvarı örüyorlardı. D) Taş, suyun dibine battı.
Terim Anlam
Terim anlam, bir kelimenin belirli bir bilim, sanat, spor ya da meslek dalında kazandığı özel ve sınırlı anlamdır. Günlük dilde bir bitkinin toprak altındaki kısmını ifade eden "kök" kelimesi, dil bilgisinde "bir kelimenin anlam taşıyan en küçük parçası" anlamına, matematikte ise farklı bir işlemi ifade eden bir terime dönüşür. Aynı şekilde "nokta" kelimesi günlük dilde küçük bir işaretken, geometri dersinde konumu belirten temel bir kavramdır.
Terim anlamların en belirgin özelliği, bağlamdan (o cümlenin hangi alanla ilgili olduğundan) kolayca anlaşılabilmesidir. Bir cümlede spor, bilim, sanat ya da meslekle ilgili bir alan söz konusuysa ve kelime o alana özgü teknik bir anlamda kullanılıyorsa, orada terim anlamdan söz edilir.
Çok Anlamlılık
Çok anlamlılık, bir kelimenin zaman içinde temel anlamıyla bağlantılı olarak birden fazla anlam kazanmasıdır; buna anlam genişlemesi de denir. "Baş" kelimesi hem "vücudun bir organı" (Başı ağrıyordu.) hem "yönetici, lider" (Okulun başına yeni bir müdür atandı.) hem de "bir şeyin ilk/üst kısmı" (Sırada en baş taraf boştu.) anlamlarında kullanılabilir. Bu anlamların hepsi, kelimenin temel anlamıyla dolaylı da olsa bir bağ taşır.
Çok anlamlılığı doğru çözebilmek için kelimenin geçtiği cümledeki diğer kelimelere (bağlama) dikkat etmek gerekir; aynı kelime farklı cümlelerde tamamen farklı görevler ve anlamlar üstlenebilir. KPSS'de bu tip sorular genellikle "altı çizili kelime hangi cümlede farklı bir anlamda kullanılmıştır" şeklinde sorulur.
Aşağıdaki cümlelerin hangisinde "düşmek" fiili diğerlerinden farklı bir anlamda kullanılmıştır?
A) Çocuk koşarken merdivenden düştü. B) Rüzgârda sararan yapraklar daldan düştü. C) Bu ay marketteki sebze fiyatları iyice düştü. D) Elindeki bardak yere düştü.
Eş Anlamlı, Zıt Anlamlı ve Yakın Anlamlı Kelimeler
Eş anlamlı (anlamdaş) kelimeler, yazılışları farklı olduğu hâlde aynı ya da neredeyse aynı anlama gelen kelimelerdir; genellikle biri Türkçe kökenli, diğeri Arapça, Farsça ya da başka bir dilden alıntı olur: "misafir - konuk", "ihtiyar - yaşlı", "cevap - yanıt." Zıt (karşıt) anlamlı kelimeler ise birbirinin tam tersi anlamı taşır: "güzel - çirkin", "aydınlık - karanlık", "kalabalık - tenha."
Yakın anlamlı kelimeler ise birbirine anlamca benzeyen ama aralarında ince bir nüans farkı bulunan kelimelerdir; birbirinin yerine her zaman geçmeyebilir. Örneğin "korku" ve "endişe" yakın anlamlıdır, ama korku daha somut ve ani bir tehdit hissini, endişe ise daha çok belirsizlikten kaynaklanan sürekli bir kaygı hâlini anlatır. "Bakmak" ve "izlemek" de yakın anlamlıdır; ama "bakmak" kısa süreli bir eylemi, "izlemek" ise dikkatle ve süreklilik içinde takip etmeyi çağrıştırır. KPSS'de bu tür kelime çiftleri, cümledeki anlam inceliğini kavrama becerisini ölçmek için kullanılır.
Deyim ve Atasözü Farkı
Atasözü, uzun yılların deneyimiyle oluşmuş, genel geçer bir yargı ya da öğüt bildiren, kim tarafından söylendiği bilinmeyen, kalıplaşmış sözlerdir. Atasözleri genellikle geniş zaman ya da emir kipiyle kurulur ve tek başına bir cümle niteliği taşır: "Damlaya damlaya göl olur." sözü, küçük birikimlerin zamanla büyük sonuçlar doğurabileceğine dair genel bir yargı bildirir.
Deyim ise en az iki kelimeden oluşan, çoğunlukla gerçek anlamından uzaklaşarak mecaz bir anlam kazanmış, belirli bir durumu çarpıcı ve etkili biçimde anlatan kalıplaşmış söz öbeğidir. Deyimler atasözlerinin aksine genel bir öğüt vermez, belirli bir durumu tasvir eder ve cümle içinde bir öge (çoğunlukla yüklem) gibi çekimlenerek kullanılabilir: "Ağzından bal akmak" (çok tatlı, etkileyici konuşmak), "Eli ayağı dolaşmak" (heyecandan şaşırmak) gibi.
Aşağıdakilerden hangisi bir atasözüdür, deyim değildir?
A) Ağzından bal akmak B) Damlaya damlaya göl olur. C) Kulağı delik olmak D) Eli ayağı dolaşmak
Somut Anlam - Soyut Anlam
Somut anlamlı kelimeler, beş duyu organımızdan (görme, işitme, dokunma, tatma, koklama) en az biriyle algılanabilen varlıkları ya da kavramları karşılar: "masa, çiçek, ses, tuz, koku" gibi kelimeler somuttur çünkü doğrudan algılanabilirler. Soyut anlamlı kelimeler ise duyularla algılanamayan, yalnızca zihinde var olan kavramları ifade eder: "sevgi, mutluluk, adalet, özgürlük, cesaret" gibi kelimeler soyuttur.
Bazı kelimeler cümledeki kullanımına göre hem somut hem soyut anlam taşıyabilir. "Ağır bir çanta taşıyordu." cümlesinde "ağır" somut (ölçülebilir, fiziksel) bir anlam taşırken, "Ağır bir sorumluluk üstlendi." cümlesinde aynı kelime soyut bir anlam kazanır. Bu tip kelimeler, çok anlamlılık ile somut-soyut anlam ayrımının kesiştiği noktalardır ve sınavda dikkatli okuma gerektirir.
Eş Sesli (Sesteş) Kelimeler
Eş sesli (sesteş) kelimeler, yazılışları ve okunuşları aynı olduğu hâlde anlamları birbirinden tamamen farklı ve birbiriyle hiçbir bağlantısı bulunmayan kelimelerdir. Örneğin "yüz" kelimesi bir cümlede "surat" (Yüzü sevinçten parladı.), başka bir cümlede "sayı" (Sınıfta yüz öğrenci vardı.), başka bir cümlede ise "suda ilerlemek" fiili (Denizde saatlerce yüz.) anlamına gelebilir. Bu üç anlam arasında ortak bir kök ya da anlam bağı yoktur; yalnızca ses ve yazılış tesadüfen aynıdır.
Eş sesli kelimeleri çok anlamlılıkla karıştırmamak, KPSS'de sık test edilen bir ayrımdır. Çok anlamlılıkta kelimenin bütün anlamları tek bir temel anlamdan türer ve aralarında dolaylı da olsa bir bağ bulunur (örneğin "baş" kelimesinin organ, lider ve üst kısım anlamları gibi). Eş seslilikte ise anlamlar arasında hiçbir köken ilişkisi yoktur; kelimeler yalnızca kulağa aynı gelir. Kısacası çok anlamlılık "bir kelimenin genişleyen anlamları", eş seslilik ise "aynı sesle söylenen farklı kelimeler" demektir.
| Kelime | 1. Anlam | 2. Anlam | Türü |
|---|---|---|---|
| yüz | surat | sayı (100) | Eş sesli |
| gül | çiçek | gülmek (fiil) | Eş sesli |
| kır | kırsal alan | kırmak (fiil) | Eş sesli |
| baş | organ (kafa) | lider, yönetici | Çok anlamlı |
| göz | organ | çekmecenin gözü | Çok anlamlı |
Sözcükte anlam konusunun özünde, bir kelimenin taşıyabileceği farklı anlam katmanlarını cümledeki bağlama göre ayırt edebilmek yatar. Gerçek anlamdan mecaza, terim anlamdan çok anlamlılığa, eş-zıt-yakın anlamlı kelime çiftlerinden deyim-atasözü ayrımına kadar bütün bu başlıklar, aslında "kelimeyi cümlenin içinde nasıl okuyorsun" sorusuna verilen farklı cevaplardır. Bol örnek cümle okumak ve her defasında "bu kelime burada ne anlatıyor" diye durup düşünmek, bu konudaki en etkili çalışma yöntemidir.
Sık Sorulan Sorular
Mecaz anlamı nasıl kolayca ayırt edebilirim?
Kelimenin cümledeki yerine gerçek anlamını koyduğunda cümle anlamsızlaşıyor ya da tuhaflaşıyorsa, o kelime mecaz anlamda kullanılmış demektir.
Her deyim mecaz anlam mı taşır?
Deyimlerin büyük çoğunluğu mecaz anlam taşır, ama bazı deyimler (özellikle ikileme yapısındakiler) gerçek anlama yakın bir biçimde de kurulabilir. Yine de deyimlerin ayırt edici özelliği, kalıplaşmış olması ve belirli bir durumu etkili biçimde anlatmasıdır.
Atasözleri değiştirilerek kullanılabilir mi?
Hayır, atasözleri kalıplaşmış sözlerdir ve biçimleri değiştirilmeden kullanılır. Deyimler ise cümlenin öznesine, zamanına göre çekimlenerek (dolaşmak, dolaştı, dolaşacak gibi) kullanılabilir.