Yer Şekilleri
Türkiye, dünyanın en genç ve en hareketli kıvrım kuşaklarından biri olan Alp-Himalaya kuşağı üzerinde yer alır; bu yüzden dağları, ovaları ve platolarıyla oldukça engebeli bir yüzey şekline sahiptir. KPSS'de yer şekilleri konusu, hem tek başına hem de iklim ve tarım sorularının içine gizlenmiş şekilde sürekli karşımıza çıkar. Bu yazıda yer şekillerini oluşumlarına göre sınıflandırıp günlük yaşama etkilerini birlikte inceliyoruz.
Türkiye'nin Genel Yüzey Şekli Özellikleri
Türkiye'nin ortalama yükseltisi, dünya ve Avrupa ortalamalarının epey üzerindedir; ülke genelinde dağlık ve engebeli araziler geniş yer kaplar. Bunun temel nedeni, Anadolu'nun hâlâ etkisini sürdüren bir sıkışma-kıvrılma kuşağı üzerinde bulunmasıdır: Afrika ve Arabistan levhaları kuzeye doğru hareket ederken Anadolu'yu sıkıştırır, bu da dağ oluşumu (orojenez) ve deprem etkinliğini sürekli canlı tutar. Yükselti genel olarak batıdan doğuya ve kıyılardan iç kesimlere doğru artar; Doğu Anadolu Bölgesi, ülkenin en yüksek ve en engebeli bölümüdür.
Yer şekillerinin bu denli çeşitli olması, Türkiye'de aynı anda birçok farklı iklim tipinin, bitki örtüsünün ve tarım ürününün görülebilmesinin de temel nedenlerinden biridir. Kısacası yer şekilleri, coğrafyanın diğer bütün konularının (iklim, tarım, nüfus, ulaşım) üzerine kurulduğu bir zemin gibi düşünülebilir.
Dağlar ve Oluşumlarına Göre Sınıflandırılması
Türkiye'deki dağları oluşum biçimlerine göre üç grupta incelemek en doğru yöntemdir:
- Kıvrım (kıvrılma) dağları: Yer kabuğunun yanlardan sıkışması sonucu tabakaların kıvrılıp yükselmesiyle oluşur. Kuzeyde kıyıya paralel uzanan Karadeniz (Kuzey Anadolu) Dağları ile güneyde yine kıyıya paralel uzanan Toros Dağları, Türkiye'nin en tipik kıvrım dağlarıdır.
- Kırık (fay) dağları: Yer kabuğunun kırılıp bir bölümünün yükselmesi (horst), bir bölümünün çökmesi (graben) sonucu oluşan dağlardır. Ege Bölgesi'nde doğu-batı doğrultulu uzanan Bozdağlar, Aydın Dağları ve Menteşe Dağları bu tür dağlara örnektir; bu dağların arasındaki çöküntü alanlarında Gediz ve Büyük Menderes gibi graben ovaları oluşmuştur. (Bozdağlar ile Menteşe Dağları farklı kütlelerdir: Bozdağlar Gediz ile Küçük Menderes arasında, Menteşe Dağları ise Muğla çevresinde yer alır.)
- Volkanik dağlar: Yer altındaki magmanın yeryüzüne çıkıp katılaşmasıyla oluşan koni biçimli dağlardır. Ağrı Dağı, Erciyes, Hasan Dağı, Nemrut ve Süphan bunların başlıcalarıdır; bu dağlar genellikle tek başına yükselen, çevresinden belirgin şekilde ayrılan kütleler hâlindedir.
Ege Bölgesi'nde birbirine paralel uzanan dağlar ile bu dağların arasında kalan alçak, verimli ovaların bir arada bulunması, öncelikle hangi oluşum sürecinin sonucudur?
Ovalar ve Oluşum Şekilleri
Ovalar, çevresine göre alçakta kalan, genellikle tarıma elverişli düz veya hafif dalgalı geniş alanlardır. Oluşumlarına göre üçe ayrılır:
- Tektonik (çöküntü) ovalar: Fay hatları boyunca yer kabuğunun çökmesiyle oluşur. Ege Bölgesi'ndeki Gediz, Büyük Menderes ve Bakırçay ovaları bu gruba girer.
- Biriktirme ovaları: Akarsuların taşıdığı alüvyonların birikmesiyle oluşur. Akarsuyun denize kavuştuğu noktada oluşanlara delta ovası denir (Çukurova, Bafra, Çarşamba ovaları); akarsu vadisi boyunca iç kesimlerde oluşanlara ise taban seviyesi ovası denir.
- Karstik ovalar: Kalker (kireçtaşı) gibi eriyebilen kayaçların erimesi ve çökmesiyle oluşan çukurluklardır; genellikle Akdeniz Bölgesi'nin iç kesimlerinde görülür (Elmalı ve Muğla ovaları gibi).
Platolar
Platolar, akarsular tarafından derin vadilerle yarılmış, çevresine göre yüksekte kalan düzlüklerdir; ova ile dağ arasındaki bir geçiş basamağı gibi düşünülebilir. Türkiye'de en geniş platolar iç ve doğu kesimlerde yer alır: İç Anadolu'da Haymana, Cihanbeyli ve Obruk platoları; Doğu Anadolu'da ülkenin en yüksek platosu olan Erzurum-Kars Platosu; Karadeniz'in iç kesimlerinde Gümüşhane-Kelkit Platosu; Güneydoğu Anadolu'da ise kireçtaşlarının aşınmasıyla oluşan Şanlıurfa ve Gaziantep platoları bulunur. Platolar, düz ve geniş yapıları sayesinde hem tahıl tarımına hem de hayvancılığa (özellikle küçükbaş) elverişlidir.
Akarsular ve Göller
Türkiye'de akarsular genellikle dağlık kaynak alanlarından denize doğru, yatak eğimi fazla ve akışı hızlı biçimde akar; bu özellik akarsuların enerji üretimi (hidroelektrik) açısından değerli olmasını sağlar ama ulaşımda kullanılmalarını zorlaştırır. Sınırları tamamen ülke içinde kalıp denize dökülen en uzun akarsu Kızılırmak'tır. Fırat ve Dicle ise Anadolu'da doğmasına rağmen ülke sınırları dışında (Basra Körfezi'ne) döküldüğü için "dış sular" grubunda değerlendirilir ve bu iki akarsu üzerinde barajlarla oluşturulan Güneydoğu Anadolu Projesi (GAP), bölge tarımı için büyük önem taşır.
Göller ise oluşumlarına göre gruplandırılır: tektonik göller (fay hatları boyunca çöken alanlarda oluşan Tuz Gölü, Manyas, Ulubat, Sapanca, İznik ve Burdur gibi), karstik göller (kalkerli arazinin erimesiyle oluşan Beyşehir, Eğirdir gibi), set gölleri (bir vadinin heyelan, volkanik lav veya alüvyonla kapanması sonucu oluşan göller), krater gölleri (sönmüş volkan ağzında oluşan Nemrut Krater Gölü gibi) ve insan eliyle oluşturulan baraj gölleri (Atatürk Barajı Gölü, Keban Barajı Gölü gibi).
Türkiye'nin en büyük gölü olan Van Gölü sık sık tektonik göl sanılarak yanlış cevaplanır; oysa Van Gölü bir set gölüdür. Nemrut Yanardağı'ndan çıkan lavların bir çöküntünün önünü kapatmasıyla oluştuğu için "volkanik set gölü" olarak sınıflandırılır. Aynı şekilde Bolu'daki Abant Gölü heyelan set gölüne, kıyı kordonlarının bir koyu denizden ayırdığı Büyükçekmece ve Küçükçekmece ise kıyı set göllerine örnektir.
| Göl Tipi | Oluşum Nedeni | Örnek |
|---|---|---|
| Tektonik | Fay hatları boyunca yer kabuğunun çökmesi | Tuz Gölü, Manyas, Burdur |
| Karstik | Kalkerli arazinin erimesi | Beyşehir, Eğirdir |
| Set | Vadinin heyelan/lav/alüvyonla kapanması | Van Gölü, Abant Gölü |
| Krater | Sönmüş volkan ağzının suyla dolması | Nemrut Krater Gölü |
| Baraj | İnsan eliyle inşa | Atatürk Barajı Gölü |
Bir yanardağdan çıkan lavların akarsu vadisinin önünü kapatması sonucu geride bir göl oluşmuştur. Buna göre bu göl, oluşumu bakımından aşağıdakilerden hangisine örnektir?
Kıyı Tipleri
Kıyı tipleri, dağların kıyıya göre uzanış doğrultusuyla doğrudan ilişkilidir. Ege kıyılarında dağlar kıyıya dik uzanır; bu yüzden kıyı çizgisi girinti ve çıkıntılarla doludur, çok sayıda körfez, koy ve yarımada bulunur — buna enine (Ege tipi) kıyı denir. Karadeniz ve Akdeniz kıyılarında ise dağlar kıyıya paralel uzanır; bu yüzden kıyı çizgisi daha düz ve sadedir, girinti-çıkıntı azdır — buna boyuna (Karadeniz-Akdeniz tipi) kıyı denir. Marmara kıyıları ise kısmen karışık bir yapı gösterir; Kapıdağ Yarımadası'nı ana karaya bağlayan kumul birikintisi (tombolo) bu bölgedeki özgün kıyı şekillerinden biridir.
Bir bölgede kıyı çizgisinin çok girintili-çıkıntılı olması, çok sayıda koy, körfez ve yarımadanın bulunması hangi kıyı tipinin özelliğidir?
Yer Şekillerinin İnsan Yaşamına Etkileri
Yer şekilleri, nüfusun nerede yoğunlaştığından hangi tarım ürününün nerede yetiştiğine kadar birçok beşerî faaliyeti doğrudan biçimlendirir. Düz ve geniş ovalar; yerleşmeye, tarıma ve ulaşım ağlarının kurulmasına elverişli olduğu için nüfusça daha kalabalıktır. Dağlık ve engebeli alanlarda ise tarım alanları sınırlı kaldığından nüfus daha seyrek dağılır, ekonomik faaliyetler genellikle hayvancılık (özellikle yaylacılık) ve ormancılığa yönelir. Platolar, düz yüzeyleri sayesinde hem tahıl tarımına hem hayvancılığa uygundur ve bu nedenle kırsal yerleşmelerin sıkça kurulduğu alanlardır. Kıyı ovaları ise hem tarım hem sanayi hem de liman kentleri açısından her zaman öncelikli yerleşim alanları olmuştur.
Sık Sorulan Sorular
Türkiye'de dağlar neden bu kadar çok ve yüksektir?
Türkiye, Afrika ve Arabistan levhalarının Avrasya levhasına doğru hareket ettiği, hâlâ etkin bir sıkışma-kıvrılma kuşağı (Alp-Himalaya kuşağı) üzerinde bulunur. Bu sürekli sıkışma, dağ oluşumunu (orojenezi) ve deprem etkinliğini canlı tutar.
Kızılırmak neden Fırat'tan daha "önemli" sayılır?
Fırat, Anadolu'da doğsa da ülke sınırları dışında denize döküldüğü için "dış su" kabul edilir. Kızılırmak ise hem doğduğu hem de denize döküldüğü nokta tamamen Türkiye sınırları içinde kalan, yurt içinde denize dökülen en uzun akarsudur.
Ege kıyıları neden bu kadar girintili çıkıntılıdır?
Ege Bölgesi'ndeki dağlar (horstlar) kıyıya dik uzanır; bu dağlar arasındaki çöküntü alanlarını (grabenleri) denizin doldurmasıyla körfezler, koylar ve yarımadalarla dolu enine bir kıyı tipi ortaya çıkar.